Sabah Karadeniz’in serin rüzgarı yine saçlarımızda… Bugün sadece yeni yerler değil, yeni bir ülke keşfedeceğiz. ??
Ama ilk önce Çamlıhemşin'de yöresel ürünler satan küçük dükkanlarda duruyoruz. El yapımı hediyelikler, taze çaylar, reçeller, mısır ekmekleri… Her biri bu yolculuğun küçük bir hatırası.
Kahvaltının ardından, bir kez daha maceraya davet eden Fırtına Deresi’ne gidiyoruz. Coşkun sular, üzerinizde sıçrayan serin damlalar, kalbinizin hızla atışı… Kaskınızı takıyor, küreğinizi elinize alıyor ve kendinizi suyun ritmine bırakıyorsunuz. Bu, sadece bir rafting deneyimi değil — doğayla bütünleştiğiniz, kendinizi yeniden keşfettiğiniz bir an.
Adrenalini doyamayanlar için sırada ATV turu! Dağ yollarında, orman patikalarında ilerlerken rüzgar yüzünüze çarpıyor, her virajda bir manzara daha açılıyor. Toprağın kokusunu, özgürlüğün hissini iliklerinize kadar duyuyorsunuz.
Ardından Hopa’ya doğru yola çıkıyoruz. Sahil boyunca ilerlerken deniz bir yanımızda, yeşil dağlar diğer yanımızda… Kısa bir yürüyüşle Hopa’nın sahilinde dalgaların sesini dinliyoruz. Bu küçük kasaba, Karadeniz’in hırçın ama samimi yüzünü en güzel şekilde gösteriyor.
Rotamız şimdi Borçka yönünde uzanıyor. Ve işte karşımızda: Borçka Karagöl. Ormanın içinden kıvrıla kıvrıla giden bir yoldan ulaşıyoruz buraya. Gölü ilk gördüğünüz an, zaman duruyor gibi. Suyun yüzeyinde yansıyan ağaçlar, çevrede yankılanan kuş sesleri, o derin sessizlik… Biraz yürüyüş, biraz fotoğraf, biraz sadece durup o anı yaşamak. ?
Yola devam ediyoruz ve kısa bir mola için Muratlı Barajı’na uğruyoruz. Suyun üzerindeki yansımalar ve çevresini saran dağlar, mükemmel kareler sunuyor.
Öğle saatlerinde Sarp Sınır Kapısı’na ulaşıyoruz. Pasaport işlemlerimizi tamamlıyor, Türkiye’den Gürcistan’a adım atıyoruz! Sınırın öte tarafında yepyeni bir atmosfer, farklı diller, farklı renkler… ama Karadeniz’in rüzgarı aynı.
İlk durağımız Saint Andrew Heykeli ve Şelalesi. Aziz Andrew’un hikayesini dinliyor, ardından şelalenin serinliğinde bir nefes alıyoruz. Doğa burada da Karadeniz kadar cömert ve etkileyici.
Ardından Batum’a giriş yapıyoruz. Geniş bulvarlar, palmiyeler, modern mimari ve rengarenk binalar… Şehirde Avrupa ile Karadeniz kültürü yan yana yürüyor sanki. Akşamüstü ışıkları şehre vururken, Batum altın gibi parlıyor.
Otele yerleştikten sonra isteyen misafirlerimiz için akşam Batum keşfi serbest zamanı! Sahilde yürüyüş, kordon boyunca bisiklet turu ya da şehirdeki kafe ve restoranlarda Gürcü müzikleri eşliğinde keyifli bir akşam… Batum, geceleri de ayrı bir büyüye sahip.